05.01.2023


Hırvatistan’a gitmek için çalıştığım yerden ayrıldım. Çalıştığım yer gerçekten çok güzeldi ve bazı iş arkadaşlarım çok değerli insanlardı ama … Hem bu sebepten hem de iş hayatımın her döneminde olduğu gibi bir ev için para biriktirme hevesi ile işimden ayrılmak zorunda kaldım. Peki ayrılmasaydım ne olurdu, yani ne zamana kadar çalışabilirdim? En azından projedeki yardımcı binaları bitirip öylece neler olabileceğine bakabilirdim. Zaten 2 senelik sözleşmem vardı. Türkiye’de bundan daha iyi para verebilecek bir iş daha bulabileceğime inanmıyorum ama Allah büyüktür inşallah daha iyisini görürüm. Fakat şunu birbirine karıştırmamak lazım, ben yurt dışı iş bulduğumdan değil başka sebeplerden dolayı arayışa girdim ve sonuçta Hırvatistan işini buldum. Yani sıkıntı bana daha iyi bir imkân getirdi. Her şerrin içinde bir hayr vardır derler, aynen de öyle oldu. Bu kötü durum daha iyi bir imkân getirdi. Umarım hali hazırda devam eden diğer kötü durumlarım da daha iyiye bir vesile olur da dünyada sadece eksiklik görmeye gelmediğimi düşünmeye başlarım.

İşten ayrılıp Hırvatistan vizesi beklerken daha önceden konuştuğum fakat Önce Hırvatistan’a söz verdiğimden bu durumu açıkça anlattığım bir Mühendislik şirketi için kısa bir süre bir Tanzanya projesi için çalıştım. Aslında çalışmak denilmez ama sadece yardımcı oluyorum. Bazı listeler ve tercüme işleri yapıyorum. Bu süre de boş geçmemiş oluyor. Eğer böyle yapmasaydım evde boş boş oturacaktım ve kendi kendime kurup belki de stres olacaktım. Sonunda yanlış kanılara varıp yanlış kararlar vermek içten bile değil. Kendimi doldurmak ve vesveseye dalmak adetimdir. Bu işe trenle gidip geliyorum ve trenle giderken de yeni aldığım Amin Maalouf un Semerkant romanını okuyorum. Gerçekten adam çok iyi kurgu yapıyor ve şöhretini hakkediyor. Kitabın da İlber Hoca tarafından tavsiye edilmesi boşuna değil, Selçuklu dönemi ve bütün Ortadoğu kültürüne çok iyi tasvirler yapıyor. İnsanı düşünmeye yönelten ve konusu benim de ilgi alanım olan kitaplar bende iz bırakır. Roman tarzı kitaplar pek okumuyordum aslında çünkü kurgusunda hata veya mantıksızlık bulduğum yerde kitaptan uzaklaşıyorum. Saygı duymadığım esere ayıracak zamanım olmadığından hemen kenara bırakırım. Fahrenhayt 451 mesela: itfaiyeciler kendileri yangın çıkartıyorlar ve bu iş onların aslında bir görevi imiş. Herkes de bunu bilirmiş zaten… saçmalık, böyle şey hiç olur mu? Bir diğeri de Stefan Zweig’ın Satranç kitabıdır. Konunun kahramanı olan adam yazarın kendisi gibi Yahudi’dir ve yazar kendi milletini yüceltirken belki kendi bile farkına varamamış ama satranç kitabından satranç öğrenen o mahkûm okuduğu satranç kitabını nereden buldu dersiniz! Bir Alman askerinin paltosunun cebinden. Yani kitaptan satranç öğrenip satranç şampiyonu oluyor ama kitaptan satranç kurguları yapıp uzmanlaşırken o kitap bir cezaevi askerinin cebinde ne arıyor, demek ki asker de kafasında kurgu yapıyormuş ve satranç kurgularını seviyormuş sonucu çıkartamıyor yazar. Kendi milletini övme peşindedir ve de facto olarak kendi bile fark edemediği Alman askerini övmüş sayılır. Hem bir alman askerini fark etmeden övmesi de çok kötü bir şey de değildir. Bu kitaba da saygım kalmadı ama bu kitabı sonuna kadar okudum sebebi de yazar kendi hayatında Güney Amerika’ya göçmüş ve orada ölmüş ve bu fikir bana da sıcak geldiğinden o fikre olan saygımdan dolayı kitabı sonuna kadar okudum.

Hırvatistan projesi içinde birçok bilinmeyen taşıyor ve bu haliyle pek de ilgi çekici görünmüyor aslında ama beni bu projeye kabul ettiren Hırvatistan’ın Avrupa ülkesi olması ve artık bir Afrika ülkesine gitmek istemeyişimdir. Bu ülkeye beni çağıran da orada çok güzel işler olduğunu ve gelecek vadeden bir iş olacağından sadece proje bazlı değil gelecekte çok güzel işler olacağını söyledi ve ben de Avrupa işi olduğundan kabul ettim. Belki de sadece havuç gösteriyordur ama ben bir Avrupa ülkesini görmek ve orada uzun süre kalmak istiyorum artık. Belki bu işten sonra şirket ile bir Almanya veya başka bir Avrupa ülkesinde de çalışma imkânım olacağından da tercih ettim. İnşallah güzel şeyler nasibimiz olur. Allah büyüktür ve O’nun büyüklüğüne gönülden güvenmek bizim işlerimizi düze çıkartır.

Yeni işe başladığımda projede kullanılacak olan uluslararası geçerli ve gerekli olan bütün iş süreçlerini kullanmayı düşünüyorum. Bunları hazırlayıp Hırvat patrona (ve eğer varsa diğer paydaşlara) anlatarak işi daha profesyonel hale getirmek için uğraşacağım. Bunun için ISO standartlarını ve PMP iş süreçlerini kullanacağım. Aldığım eğitimleri bu şekilde kullanıp kendimi de bu şekilde ispat etmek istiyorum. Bu sayede profesyonel farkım ortaya çıkacaktır. Bu süreçler herkesin anlayıp oluşturabileceği süreçler değil, bundan dolayı benim ve diğerlerinin arasında işe yaklaşım tarzı farklılıkları vardır.

Categories