Mersin 06.08.2022


Mersin Akkuyu’daki nükleer enerji santraline daha önceden tanıdığım biri vasıtasıyla girdim ve gidişim gönderilecek olan ekibin şefi olarak çalışmaktı. Şantiyedeki çalışanların hepsi bazı bağlantıların topladığı kalıpçı-demirci ve kaynakçı vb. ekiplerinden oluşmaktadır. Yani hiç bir şirket direkt olarak bir işçi istihdam etmiyor ve ‘kelleciler’ aracılığıyla ekip çalıştırıyor. Çalıştırdığı ekipte de kişi başı %8-10 komisyon alıyordu. Şantiyede toplamda 15 bin civarı işçi çalıştığından alınan toplam komisyon hacmi tahmin edilebilir. Şantiyede çalışan toplam çalışan 20 bin civarındadır ve bu çalışanların %20-25i Rustur.

Akkuyu şu anda Türkiye’nin en büyük şantiyesidir fakat ben oradan ayrıldığım 27 temmuz tarihinden 2 gün sonra ana firma Rosatom, İçdaş’ın sözleşmesini fesih etmiştir. Stratejik bir proje olan bu sorun ancak 2 devlet arasında alınacak mutabakat ile çözülebilir. İçdaş projenin büyüklüğü ile müsavi proje yönetimi yapamadığı hem sahada hem de teknik olarak belli olmaktadır. Yapılan iş genel olarak kalıp, demir ve betondur fakat inşaatın bu en kolay kısmı İçdaş-Titan şirketleri tarafından dünyanın en zor işi haline getirilmiştir. Yapılan iş teslimatı 4 ayrı kontrol ekibi tarafından kontrolünden sonra beton dökülebilir fakat şantiye zaten istenen betonu üretemediğinden teslim edilen yerin betonu aynı gün dökülememektedir. Projesi hatalı fakat çok karmaşık bir endüstriyel projedir.

Benim ekibim dışarıdan toplama olduğundan gelen işçiler ekip olarak çalışamadılar ve diğer ekiplerle sürtüşmeye girdiler. En sonda büyük bir kavga oldu ve her iki ekipten de yaralılar vardı. Bu büyük kavgadan sonra çalıştığım şirket benim ekibimi komple işten çıkarttı. Sorunun başlangıcı aslında işe şantiye başından beri devam eden ve bu yüzden de şirketin her tarafına nüfuz etmiş olan ekibin şımarık ve kimseden ihtar almamış terbiyesiz işçileriydi. Bunları değişik vesilelerle idareye bildirdim fakat ilk konuşmamda muhatabımın olmadığını anladığımdan fazla dillendirmedim. Nitekim büyük kavgada da şirket benim ekibimin hepsini çıkarıp diğer ekipten 2-3 kişiyi çıkarttığından durum ve taraflar zaten ortadadır.

Bu kavgadan sonra ben işime devam ettim fakat beni ambarcı yaptılar yani bir nevi sepet havası. 20 senelik şantiye-saha yönetimi olan ve bu 20 senenin de 9 senesini yurt dışında proje ve şirket yönetimi yapan birini ambarda demir ve gömülü saydıran bir yönetim ile zaten uzun süreli çalışmak mümkün değildir. Genel olarak da ben şantiyede çalıştığım 6 aylık süreçte ekipler ve beyaz yakalılar büyük bir hızda değiştiğini gördüğümden şirketin ‘adam harcama’ üzerine yönetimi benimsediğini de görmüştüm.

Kaldığım yer Taşucu’ydu. Taşucu şantiyeye 35km Silifke’ye 10km uzaklıktadır. Silifke’ye bağlı Taşucu denizi çok güzel bir yazlık muhiti ve Akkuyu proje ile de her yeri Rus dolduğundan piyasası paraya doymuş insanlardan oluşmaktadır. İşçiler kampta kaldığından beyaz yakalılar kirasını şirketlerin ödediği dairelerde kalıyorlar. Evler eşyalı ve o muhite göre çok pahalıydı fakat bir tabi kiraya ve faturalara biz karışmıyorduk. Taşucu’nun denizinden ve orada iş için yaşayan Ruslarından başka kayda değer bir şeyi yoktur fakat Silifke tarihi yerleri olan eski bir yerleşim yeriydi. Göksu ırmağı içinden geçtiğinden Silifke nehrin deltası arkasında kalmış ve denizden uzaklaşmış böylece denize gidilecek doğuda Susanoğlu ve batısında Taşucu ile orta büyüklükte bir Akdeniz şehriydi. Silifke’ye ilk gidişimde şirketin beni çağırmasından 4 gün önce gittim ve Silifke’nin belli başlı her yerlerini gezdim. Silifke kalesi restorasyonda olduğundan kapalıydı ama manzarası harikadır. Bütün Silifke merkezini oradan görebilirsiniz. Ayrıca şehirde Aya Tekla yeraltı kilisesi vardır. Pek önemli bir mimari öğesi kalmamış yalnız harabe olarak bir kaç niş ve yeraltı mağarası içinde bazı apsis ve hücreleri olan yeri kalmıştır. Silifke müzesi de bir ilçe müzesine göre zengin (Bolu müzesi büyüklüğünde) bir müzedir. Göksu nehri üzerinde yine tadilatta olan Roma dönemi köprüsü vardır. Köprünün hemen yanından yayalar için bir asma köprü yapılmış ve buradan Roma köprüsü ve Silifke kalesini aynı anda görme açısı bulunabilir. Eski taş konaklar ve eski taş resmi binalar da hala ayakta ve ilgi çekici yerlerdendir. Anamur ve Mersin istikametine giderken de yol kenarında eski yapı kalıntıları ve su kemerleri görmek mümkündür. Ayrıca yakınlarda Tarsus ve Kız kalesini zaten anlatmaya hacet yoktur. 3. haçlı seferinin komutanı Frederic Barbarossa da Kudüs yolunda Göksu nehrini geçerken Silifke’de boğularak ölmüştür.