Sanat ve ötesi
Çocukluğumdan beri bende en belirgin olan ve yaşıtlarımdan uzak ara önde olduğum şey -çevremdekiler iyi bilir- resimdi. Daha okula gitmeden yaptığım bazı resimler hala durur ve objektif olarak baktığımda bayağı iyi bulurum. Okulda da devam eden bu alışkanlık hala devam eder ama şekil değiştirmiştir. Ekonomik durumum iyi olsa belki hala yağlı boya resimlerime devam edebilirdim. Yaptığım güzel bir yağlı boya Genre şimdi babamın Darıca daki evinde asılıdır. Resimdeki fener o andaki haleti ruhiyemi temsil eder. Yaptığım iş de aslında resim yeteneğimi kullanmamı sağlıyor (teknik resim)
Sonra lise yıllarımda aldığım bağlama sevdası yazmaya değerdir. Halk müziği ve Orhan Gencebay sevgim bana bağlama aldırdı. İyi başladım ama bu sevgi resim gibi değil çünkü resim yeteneği bende doğuştan var ama müzikle aram pek iyi değildir. Dıngır dıngır yapıp ritim tutturabiliyorum ama bundan fazlasını yapamadım. Yetenek başka heves başka şeylerdir ve bunları birbirine karıştırmamak gerekir. Karıştırırsak imkanı olup yeteneksiz olan kişiler kötü sonuçlar çıkartabilir. Bağlama aldıktan sonra farkettiğim şey ise bir insan bir konuda söz söylemesi için önce o konunun içinde olmalı yani müzik hakkında yorum yapmam için bir müzik aletinin nazını çekmeliyim.
Son olarak üniversitedeki tiyatro deneyimimi harikaydı. 2. sınıfın başında idare hangi sosyal faaliyetin okulda olmasını istersiniz dedi. Ben de en olması zor olanı yani idarenin hoyratlığına zıt olan tiyatroyu ankete yazdım. Eğitim fakültesinde konservatuvar var ama bizim okulun bağnazlığına hiç uymuyor. Bir ay sonra Eğitim fakültesinden bir tiyatro hocası görevlendireceklerini ve ankete tiyatro yazanların idareye gelmesini duyurunca çok heyecanlandım ve açıkçası bunu beklemiyordum. Ersin Erge geldiğinde bizi de işin ciddiyeti şevk etti. Su Gelince isimli bir köy konulu oyunu sahnelemek üzere işe başladık ama ankete tiyatro yazan öğrenciler dökülmeye başladılar. Devam etmenin kararlığı olmayan ciddiyetsiz çocuklar ilk ay gitti ve kalanlar az olduğundan hoca eseri değiştirdi. Eugene İonesco nun Ders isimli eserini profesyonel tiyatrocular ne kadar sürede hazırlanırsa aynı sürede yani 45 günde ezber-provasını bitirip sahneledik. Tek perdelik dram-komedi olan eserde ben profesördüm ve oyun süresince sahnede ders anlatan yani oyunun bel kemiği idim. İlk gösterim okulda oldu ikinci gösterim ise turneye çıktık Giresunda Belediye tiyatro festivalinde Vahit Sütlaş sahnesinde oldu. Üçüncü gösterimde eğitim fakültesinde rektörün de olduğu seyirci karşısında oynadık. Harika bir deneyim ve bana kısa zamanda çok şeyler öğreten bir deneyimdi.