Şirketlerdeki organizasyon yapısı, görev tanımları ve uygulamaları
Bir inşaat projesinde iş başlamadan çalışacakların görevleri ve bu görevlerin tanımları tespit edilir. Bu tespitlere göre hazırlanan tanımlar bir tutanak ile çalışanlara PM dahil imzalattırılır. Bu tanımda her çalışanın görevleri ve sorumlulukları yazar ve imza ile çalışana tebliğ edilmiş olur. Bu tebliğden sonra sorumlulukların eksiksiz olarak yapılması ve tamamlanması gerekmektedir. Buraya kadar her şey kitabi fakat şirketlerde ve özellikle inşaat şirketlerinde görev tanımları kitabi olmadığından böyle tanım imzalatma genelde yapılmaz veya formalitede kalır. Küçük projelerde şantiye şefi proje müdürlüğü de yapar, hakediş sorumluluğu da alır, şantiyeci olduğundan sahadaki imalatında sorumlusu olur vs. bu giderek tek kişilik bir performansa dayalı ve bu tek kişinin iyi niyetiyle artan bir iş yüküyle tam bir gösteri sanatına dönüşür. Bu tip haksız ortamlarda organizasyonun diğer elemanları ise gün geçtikçe azalan işlerinden dolayı gittikçe şantiyeden kopar ve kendilerine başka meşgaleler bularak bir sorun haline gelirler. Öyle ki bütün işlerin sorumlusu superman arkadaşın sırtında bir ilave yük olurlar.
Bu tip organizasyon bozukluğunun müsebbibi iş verenlerdir. Her işi ve giderek artan bir şekilde, alakalı alakasız her sorunu superman üzerinden çözmeye meyilli işveren veya iş veren vekilleri süreç ne de olsa devam ediyor diye bu düzene müdahale etmezse sonuçta ezilen ve yıpranan şantiye şefi olacaktır ve bu bazen bir noktadan sonra patlama noktasına gelir, engellenemez. Bu durumda şirket de dayanamaz şantiye şefi de zarar görür.
Bu superman sorununun çözümü ise şirketin işin başında görev ve sorumlulukları net olarak mümkünse yazılı olarak belirtmeli ve ekipte eşit dağılmış bir iş yükü kurgusu yapılmalıdır. Tabiat boşluğu kabul etmez: boş kalan çalışanlar zamanla ve genelde hoş olmayan bir ruh haline girerler ve projeye zarar verecek hale gelirler. İyi niyetli olamayan çalışanlar işi hep başkasına yıkmaya veya başkası üzerinden çözmeye meyillidir. Bu tipteki durumlara iş veren veya vekili kesinlikle müsamaha göstermemelidir. Yani genel olarak şirkette yapılması zorunlu adımları gerektiği zaman ve yerde atmalı ve profesyonel çalışmalıdır. Bu sayede proje takip edilebilir ve ölçülebilir hale gelir.
Şantiye sorumlusunun fedakar ve iyi niyetli olduğunun tespiti halinde basiretsiz işverenler veya vekilleri bunun üzerinden bir kurgu yapıp haksızlığa kapı açtıkları zaman bu da organizasyondaki diğer çalışanların da bu haksızlığı devam ettirmesine kapı aralar. Şantiye sorumlusu ise bu açmazı hissettiği anda kendini savunmaya almalı ve uygun bir enstrümanla bu durumu amirine veya işverenine bildirmelidir. Bu noktada tamamen profesyonel davranılıp en küçük bir boşluk bırakmadan tanımlı olan işler yapılmalı ve üzerimize tanımsız olanlar özellikle yazılı bir şekilde belirtilerek itiraz edilmelidir. Aksi halde iş yüklemeye hevesli ve profesyonel olmayan yönetim her fırsatta ilave iş teklif edeceklerdir.
Bu durum bir çok yerde gördüğüm ve başıma gelen bir durumdur. tecrübesi en zor deneyimlerimdir.