Somali
Somali’de bulduğum işi Sahibinden.com dan bulmuştum ve bunu kime söylersem söyleyeyim daha önceden o siteden iş ilanıyla iş bulunma ihtimalini bile hayal etmemişlerdi. İşte böyle bazen hayatta iğne deliğinden Hindistan’ı görmek gerekiyor. Yurt dışı inşaat işlerinde dünyada en son gidilecek yerlerdendir.
Somali’de 1991 yılından beri iç savaştan dolayı devlet, fiilen yok ve bu yüzden devlet ile ilgili olan herşey tamamen piyasa neyi istiyorsa bu istikamette oluşuyor. Şöyle ki Somali Schilling en son 1991 de basılmış ve o süreden beri piyasada dolaşan bu para elden ele gezerken pislikten ve tozdan el sürülemez bir çamur haline gelmiş zaten değersiz olan bu para 10 ar deste olarak zımbalanarak piyasada dolaşmakta ve aslında piyasadaki satılan her ürünü USD dolar olarak fiyatlandırıldığından aslında pek de kullanılmamaktadır. Piyasada sokak dahil her yerde satılan ürünler USD dolar olarak fiyatlandırılmış ama kimse nakit dolar kullanmıyor bunun yerine GSM operatörlerinin verdiği bir hizmet ile numaralar birbirine para gönderebiliyorlar. Böyle olunca işportacı dahil her satıcı satış yerinin önüne bir kartona kendi telefon numaralarını yazıyor. Ödeme zamanı herkes telefonunu cebinden çıkartıp satıcının telefonunu belli kodlarla ve gönderilecek tutar ile SMS olarak gönderiyorlar. Bu sistem her yerde geçerlidir yalnız benim çalıştığım şantiye Birleşmiş Milletler e bağlı AMISOM harekat bölgesinde olduğundan buradaki kantin ve büfeler nakit dolar ile çalışıyordu. Bu işletmeler ise başkent Mogadishu da oturan herhangi bir kişi zaten ulaşamaz. Hatta hava alanının bulunduğu Green Zone benzeri bölgeye işi olmayan harici kimse giremez. Şöyle ki bu hava alanı bölgesi bütün giriş çıkış Somali askeri ve polisi tarafından kontrollü olarak geçilmektedir. Yaya geçişleri kapılardan tek tek detektör ile ve üst aramasıyla, araçlar ise yine detektörler ve araç altı aynaları ayrıca patlayıcı arayan köpekler ile sıkı kontrol edilmektedir. AMISOM yani Birleşmiş Milletler bölgesi ise Somali askeri ve polisine bile yasak olan bir 2. güvenlik iç bölgesidir. Ayrı giriş kontrol kapıları ve içeride Kenya, Uganda ve Burundi askerleri olan güvenlik kontrolleri vardır. Bu iç bölge bütün Birleşmiş Milletler organizasyonun içinde olduğu ayrı bir dünyadır. Çok geniş bir alanda olan bu bölgede çalışanların yemekhaneleri kantinleri, barları, kalacakları lojmanlar ve her ihtiyaçlarını gördükleri sosyal alanlar vardır. Bu alanlar dünyanın her yerinden gelen rütbeli BM memurlarının yaşadıkları yerler olduğundan ayrı bir havası vardır. Somali’deki avrupalı askerlerin de burada karargah ve lojmanları var fakat ben o tarafları gitmediğimden tam bilmiyorum.
Mogadishu’nun güneyinden itibaren ülkenin yarısı Eşşebab terör örgütünün fiili kontrolü altındadır. Fakat başkentin geri kalanı üzerinde de istediklerini yapmaktadırlar. Çünkü halk kolayca terör örgütü için bir piyon olarak kullanılabilecek karakterdedir. Halk uzun süre devletsiz kaldığından rüzgar nereden eserse oraya meyleder ve cahil olduklarından güçlü kim ise ona biat eder. Şebab’ın olmadığı yerde bile teröristler istediği anda istediği şeyi silah kullanmadan veya silahlı olarak yapmaktadır. Halk da devletten ümidini keseli çok uzun bir süre olduğundan her an teröre yardım edebilecek halde ve olaylara tamamen çıkar üzerinden baktığından sözde hükümetin veya bürokratların diğer tarafa çalışması muhtemeldir. Buna bir örnek ben Somali’ye geldiğim hafta Mogadishu belediye başkanı en yakın özel kalem müdiresinin arabaya bomba koyması sonucu şehrin en işlek yerlerinden birinde cadde ortasında patlatılarak öldürüldü. Ben de oraya geldiğimde benden önceki UN şantiyesi şefinin arabaya konulan bomba patlatılması sonucu öldürüldüğünü öğrendim. Buda benim de sıradaki kurban olduğum fikrini oluşturdu. Oradan ayrılmamın en büyük sebebi budur. Buna şirket içindeki bazı sıkıntılı tipler ve çok çok az olan maaşım da etkisi büyüktür. Böyle büyük emniyet sorunu olan zor bir coğrafyada yaşadığımız zorluklar ve riskin parasal karşılığı olmalıdır.
Kuzey bölgesi ise Somaliden ayrılmış ve ayrı bir devlet olmuş bile. Hargaise bölgesi ingilizce konuşuyor ve orada Şebab yokmuş, güvenlik sorunu çok azmış. Mogadishu ise dışarı arabasız kesinlikle çıkamazsınız ve araba ile çıkarken silahlı bir asker ile çıkmalısınız. Silahlı asker ise herhangi bir saldırı anında ne yapar bu da ayrı bir mesele. Mogadishu da liman Albayraklar tarafından işletiliyor. Hava alanı Türk bir şirket tarafından işletiliyor. Şehrin en büyük hastanesi Recep Tayyip Erdoğan Araştırma Hastanesidir ve bütün doktorlar ve bazı hasta bakıcılar Türktür. Ben de oraya bir rahatsızlıktan dolayı gitmiştim, gerçekten büyük bir hizmet götürmüşüz oraya. Harp okulu ve astsubay okulu da Türkler tarafından inşaa edilmiş ve yereller Türk subaylar tarafından eğitilmektedir. Şehirde her caddede en az 2 adet ‘Hesco’ larla oluşturulmuş barikatlar var ve askerler tarfından geçen araçlar kontrol ediliyor. Burada da bazı askerlerin üzerinde Türk özel harekat polisi üniforması gördüm. Yine Türk okulu ve TİKA da başkentte değişik hizmetlerde bulunuyormuş. Bu da Afrika’nın genelinde olan bir politikadır. Fakat Somali kimin sömürgesi dersek buna belki Türkiye demek gerekecektir. Eskiden İtalya buradaymış fakat İtalya sömürge işinde pek başarılı olamamışlar ve Etiyopya’da ve Somali’de pek varlık gösterememişler. İtalya zamanında şehir merkezi olan yer şimdi harabe ve oradaki Palazzo Mediterraneo o dönemde şehrin nasıl güzel bir yer olduğunu ve cehaletin nasıl yıkıcı bir şey olduğunu bize gösteriyor. Sömürge tarihi çok az olan bu bölge şu anda Afrika’nın en güvenliksiz ve riskli yeri, bu konuyu önemle belirtmek isterim.
Somali’de kayda değer tek şey oradaki BM organizasyonun şefi olan Türk inşaat mühendisidir. Hayatta örnek alınacak hayran olunacak bir insan ve her türlü övgüyü hak eder. Selam olsun.
